Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2555

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder. O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir.

Enver abiler buyurdular ki;

Men amile bi re'yihi nedime, kendi aklına göre hareket eden pişman olur, oldu. İmam Yûsüf hazretleri öyle buyurmuş. Men amile bi re'yihi nedime, kendi aklına göre kim ne iş yaparsa yapsın pişman olacakdır. Bu sabâh, Hak Sözün Vesîkaları kitabında, orada üç veya dördüncü risâlede, Tezkiye-i Ehl-i beytde bir vak'a var. O vak'a da şu: Peygamberimiz "aleyhissalâtü vesselâm" müellefe-i kulüb denilen, İslâma girsin, müsliman olsun niyyetiyle, müellefe-i kulüb denir bunlara ba'zı ikrâmlarda ihsânlarda bulunmuş. Mal verir, para verir, birşeyler verirdi ki müslimânlığı sevsinler diye. Hazret-i Ebû Bekr-i Sıddık "radıyallahü anh" halîfe olunca, birgün hazret-i Ömere "radıyallahü anh" müşriklerden birisi geldi, bir kağıt uzatdı. Dedi ki, ya Ömer bunu imzâlar mısın? Bakdı, bu ne, dedi. Ebû Bekr-i Sıddık "radıyallahü anh" bu kişiye bir parça toprak vermişdi, kalbi yumuşak olsun, müslüman olsun diye. İmzâ etmiş. Fekat adam kendi kendine diyor ki, nasılsa Ebû Bekr-i Sıddîkdan sonra halîfe Ömerdir, onun zemanında bu kâğıd i'tibârını kayb etmesin bir de ona imzâlatayım. Geliyor, evrâkı getiriyor. Hazret-i Ömer bakıyor. Gel beraber gidelim diyor. Doğru Ebû Bekr-i Sıddîka "radıyallahü anh" gidiyorlar. Buyuruyor ki, sen mi verdin bunu? Evet ben verdim. Nasıl verdin? Cenâb-ı Peygamber verdiği için verdim. O veriyordu, ben de verdim, diyor. Hazret-i Ömer, ama o zeman müslimânlar za'îf idi, biz o zeman çok sıkıntıda idik. Şimdi o halde değiliz ama madem verdin, vermişsin doğru. Ama kendi başına veremezsin. En azından üç-dört tane eshâb-ı kirâmı çağır istişare et. Ben bu kişiye şu yeri vermek istiyorum; nasıl, vereyim mi vermeyeyim mi? Danış, ondan sonra ver. Ve danışacağın kişiler şunlardır. Sayıyor, Osman, Ali, Ebâ Ubeyde bin Cerrâh, Sâd bin Ebi Vakkâs "radıyallahü anhüm ecma'în". Bunlarla istişare etmeden sakın beyt-ül-mâl'den bir kuruş harcama, diyor. Hazret-i Ebu Bekir; Ömer, ben sana demedim mi bu işe sen lâyıksın diye, ben gidiyorum, gel otur buraya, diyor. Hazret-i Ömer, milletin seçdiğini kimse oradan alamaz. Sen otur yerinde ve bu dediğimi yap, buyuruyor.

Enver abiler, asırlarda ender yetişen çok müstesna bir insandı. Allahü teala rahmeti ile merhameti ile muamele eylesin inşallah.

Fî emanillah
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:66
Dün:424
Bu Ay:2,075
Toplam:14,272,038
Online Ziyaretçiler:2
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842