Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2583

  • Whatsapp'de paylaş

Huzurpınarı ailesinin muhterem üyelerinin Cum'a gününü tebrik eder, müstecâb dualarınızı istirham ederiz efendim.
 
Allahü tealaya emanet olunuz efendim

ali zeki osmanağaoğlu


Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer....
 
Bâzı hatıralar vardır ki, kalblere nakşeder. O hatıraları hatırlamak, Cennet hayatı yaşamak gibidir.

Enver abiler buyurdular ki;
 
Ebû Bekr-i Sıddîk'ın "radıyallahü anh" bütün insanların en üstünü olmasının, Peygamberlerden sonra birinci sırada olmasının birkaç özelliği var. Bir tânesi; aklını bırakdı ve teslîm oldu. Hiçbir şekilde, hiçbir husûsda cenâb-ı Peygambere karşı "aleyhissalâtü vesselâm" aklıyla, mantığıyla hareket etmedi. Madem ki O söyledi, doğru söyledi dedi. Tam sıddık olduğunu, sâdık olduğunu ispatladı. Allah bize de nasîb etsin. Hani işitmek bile bir ni'met, olamasak bile. İkincisi; Ebû Bekr-i Sıddîk "radıyallahü anh" çok zengin idi, tüccârdı. İslâmiyyet için bir gömleği kalıncaya kadar herşeysini verdi. Yani malını verdi. Üçüncüsü; çok hatırlı bir insandı. Birgün Kabe'de o kadar çok dövdüler ki kemiklerini kırdılar, bir çuvalın içinde eve getirdiler. Üç gün birşey yemedi, ağzına koyacak hâli yoktu zâten. Tam kendine geldiği zamân da dedi ki; Cenâb-ı Peygamber "aleyhissalâtü vesselâm" nasıl? Daha o zamân annesi ve babası müslüman değildi. Eğer Ondan "aleyhissalâtü vesselâm" haber alamazsam ağzıma birşey koymam dedi. Şu güzelliğe bakın. Müslümân komşuları vardı, annesi ona gitdi bir haber istedi. Dedi ki, ben de bilmiyorum, iyi olduğunu söylüyorlar. Neden? Çünki gelenler de Müslümân değil. O zemân da herkes birbirini gizliyor, herkes birbirinin yerini söylemiyor. Öyle söylüyorlar dedi. Geldi bunu Ebû Bekr-i Sıddîka haber verdi, bak iyi olduğunu söylüyorlarmış. Bu cevâb beni tatmin etmedi. Ben bizzat görmedikten sonra ağzıma birşey koymam, dedi. Gidecek hâli yok. Ve bir koluna annesi girdi, bir koluna babası girdi. Beklediler geceyi, Erkâmın evine gittiler. Ve hazret-i Peygambere "aleyhissalâtü vesselâm" haber verdiler. Dediler ki; Ya Resûlallah, Ebû Bekr-i Sıddîk geliyor ama ne halde geliyor? Mübârek, kapıya çıkdı karşıladı. Keşke ben gelseydim. Niye sen bu hâlin ile buraya kadar geldin, buyurdukları zamân cevâb olarak buyurdu ki; Peygamber ümmetin ayağına gitmez. Bizim gelmemiz lâzım ya Resûlallah. Sarıldılar, ağlaştılar. Ve ondan sonra ağzına bir lokma su veyâhud da ekmek koydular. Bunun üzerine hazret-i Peygamberden dua istedi. Dedi ki ya Resûlallah, işte annem işte babam bunların ikisi de müslümân değil. Bir dua etsen de Allahü teâlâ bunlara hidâyet nasîb etse, îmân nasîb etse? Tam ince zamâna denk geldi elhamdülillah. Hazret-i Peygamber "aleyhissalâtü vesselâm" dua etti, hem annesi hem babası orada müslümân oldular. Ne oldu o zemân? Eshâb-ı kirâm arasında "radıyallahü anhüm ecma'în" yalnız Ebû Bekr-i Sıddîk'in annesi, babası, kendisi, oğlu, torunu hepsi müslüman oldu. Bu da ona nasîb oldu.
 
Fî emanillah
 
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:191
Dün:360
Bu Ay:1,328
Toplam:14,320,678
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842