Turkce Ust Menu

Breadcrumbs

Âb-ı Hayat - 2636

Enver abiler buyurdular ki;
 
Bu büyüklerin arasında en fakir olanlardan biri, Ubeydullâh-ı Ahrâr ""kuddise sirruh" hazretleri imiş. Öyle ki, bir elbisesi varmış ve boyu uzayınca elbise kısalıyormuş. Birgün bir lokantanın önünden geçerken bir fakiri açlıktan ölecek halde görmüş. Parası da yokmuş. Lokantacıya, sana sarığımı versem, sen de kesip bez yaparsın... Bunun karşılığında bu fakire bir çorba verirmisin demiş. Lokantacı da olur demiş ve vermiş. Bu da Cenab-ı Hakkın çok hoşuna gitmiş ve Ubeydullah-ı Ahrar hazretlerine çok büyük servet vermiş. Ama kendisi sadece dağıtıyormuş. Birgün gençlikte medresede dört arkadaş kalıyorlarmış ve kalb hallerinden de hiç haberi yokmuş. Sadece ilm öğreniyormuş. Birgün üç arkadaşı çok hasta olmuş. Doktor gelmiş, Ubeydullâh-ı Ahrâr hazretlerine, hemen bu odayı boşalt, çünki bunlar bulaşıcı bir hastalığa müptela oldu, sen de ölürsün demiş. Kaderse böyle ölürüm deyip, arkadaşlarını bırakmayıp, gece gündüz onların hizmetlerini yapmış, kat'iyyen odayı terk etmemiş. Sabah bir kalkmış ki, bütün vücudu değişmiş, nura gark olmuş. Anlamış durumu... Hemen ellerini açıp, ya Rabbi, bu arkadaşlara şifa ver diye dua etmiş ve arkadaşları aslan gibi ayağa kalkmışlar. Allahü tealanın en çok sevdiği amel ve ibadet, kim olursa olsun, Onun kullarına hizmettir. Allahü tealanın mahluklarına karşı merhametli ve şefkatli olan, daima merhamet ve şefkatle karşılanır.
 

İSTATİSTİKLER

Bugün:204
Dün:377
Bu Ay:581
Toplam:14,296,925
Online Ziyaretçiler:1
Mail Grubumuzun
Üye Sayısı:
125842